694_Küçükken renkli pastel boyalarımız vardı. Büyüyünce pastel renklerimiz oldu.
693_Sitede bir takım güncellemeler mevcut. Arayan bulur.
692_Mutsuzluğu seçenlere mutsuzluklar dilerim. Bence hayat mutluyken daha güzel.
691_İlişkimize üç nokta koydum.
690_Sevginin ağladıkları.
689_Sevgililer gücü.
688_Uzun bir mesafeden sonra yine birlikteyiz.
687_Araya mesafe girmesi çok normal diil mi? Ara dediğin zaten mesafe.
686_Ortamda bi Almodovar varsa o sen olmalısın.
685_Mil zengini olmak istiyorum.
684_Maillerimizi, fotoğraflarımızı toplasam hafızam almaz. Seninle kaç gb anımız var acaba?
683_Bilmem atlatabildim mi?
682_Bu hafta iki Max da beni ağlattı. Where the wild things are. Mary and Max.
681_Sade Şubat 2010'da yeni albüm çıkarıyormuş.
680_Beni benden alan zaman, seni benden alamadı.
679_Yalvaramam.
678_Bayat dolu bir insan.
677_1 Ocak 2010.
676_2010'u "neden olmasın?" yılı ilan ediyorum.
675_Yeni yıla girerken bazı şeyleri eskide bırak.
674_2010 hoş geliyor. Çift sayıları çok severim.
673_Uykuma göz yumdum.
672_Mutluluk işimizde.
671_The Prisoner. 1 numara dizi.
670_"Düşüncelerini düşünerek düzeltemezsin, devretmen lazım."
The Prisoner
669_"Saklayacak şeyi olmayan adamın bulunacak şeyi de olmaz."
The Prisoner
668_Gök hüngür hüngür ağlıyor.
667_Hakkı Devrim'in Lülüş'ünü okurken gözlerim doldu.
666_Bu sayıyı es geçiyoruz.
665_Bugün annemle Feriköy'de Bir Pazar'da pazarcılık yaptık. Hem aldık hem sattık. Çok güzel bir pazar oldu.
664_En tatlı reklamlar
Çokokrem'le başlar.
663_Antichrist Charlotte'un en çirkin yüzünü göstermiş. Anti Antichrist'im.
662_Bakıyorum da kıskançlık da geçici bir duyguymuş. Şaşı bakmadan şaşır.
661_Bencilleştikçe çirkinleşir insan.
660_Söyleyecek çok şey olduğunda hiçbir şey söyleyemiyorum.
659_Uygun adam marş.
658_Hafıza nankördür, sürekli tazelemek gerekir.
657_Herkes zoru başarmayı sever. Ama bazıları başarısızlık riskini göze almaktansa kolayı seçer.
656_Aşk'ı hala okumadım. Aşk gri mi pembe mi diye sorsanız, cevabım zamanla değişken.
655_Bulunmaz hint kuması mısın?
654_Bir sonraki entry'nin ne getireceğini bilemiyoruz.
653_Eğer dedenizi bir bayram günü kaybetmişseniz bayramları ne kadar sevebilirsiniz?
652_Tesadüflere inanır mısın? Bence de!
651_Benim güzellik anlayışım.
650_Konuşma yasağı.
649_Sevginin göçü. Yeni kitabımın adı.
648_Geçmiş de bizden biri.
647_Günübirlink yeniden gündemde.
646_Bazen insanları gözümle dinliyorum.
645_İyi ki...
644_"Son her zaman başlangıçtadır." Feast of Love
643_Londra seyahati kısa zamanlara sığdırılmış uzun yollarda geçti gitti. Yer altından yer üstünden tüm detaylar yakında burada. Mind the gap!
642_Kısa bir süre için yurt dışı.
Dönünce yediğimi içtiğimi anlatırım.
641_kere maaşallah.
640_Kalmak bir fiil midir?
639_Bir yazar edebi olabildiği gibi edepsiz de olabilmeli.
638_Geç kalmaktansa erken gelmek daha mı iyi?
637_Uzun vadede aşkımızın faizi ne olur?
636_Gitmek fiilini çok seviyorum.
635_Hatıralarımızın hatırı var.
634_Twitter'dan atıldım. Sanal saçmalık. Zamanında ekşisözlük'ten de atılmıştım. Buradan yetkililere sesleniyorum.
633_Yer yatağı yeryüzündeki en güzel yatak.
632_Sana kalıcı gözüyle bakmak istiyorum.
631_Sen bana o kelimelerle geldiğinde o kelimeler benden çoktan gitmişti.
630_Aldığınız her tık için tik atan bir sistem var.
629_Sen benim sana tıkladığım kadar bana tıklasan her şey tıkırında olur mu?
628_Bir zamanlar dinlerken mutlu olduğunuz şarkılar bir zaman gelir size birini hatırlattığı için dinlenemez olur. Aradan yeterince zaman geçtiğinde sadece birer hatıra olur.
627_Yağmurun sesi aşkı çağırıyor.
626_After all the time
After you
Had you seen me with someone new
Hanging so high for your return
But the stillness is a burn
Wish the best for you
Wish the best for me
Wished for infinity
If that ain't me
625_Gökyüzü çok yara almış olmalı, bütün gün ağladı.
624_Beklenen manzarayla yüzleşme.
623_Bağlılık yemini yuttunuz mu?
622_Yalnızlığımı dinliyorum.
621_Bir öyle bir böyle.
620_Bunun üzerine bi çubuk kraker yenir!
619_Taşınmak eylemi insanı mutlu ediyor. Çünkü insan eskiyi ne kadar saysa da yeniyi seviyor.
618_İnsan 7'sinde ne ise 70'inde o değil. İnsan değişiyor, kendi bile bilmeden.
617_(G)Örmediğim duvarlarım varmış benim.
616_Seni sen yapan kim?
615_"There's a little bit of me inside you."
614_Kendimize harcayacak zaman kazanalım.
613_Ne kadar yakın o kadar uzak.
612_Gözümüz aydın!
611_Gel billy billy.
610_Güvenmeyin gücenirsiniz.
609_Kuki beni unutmuş mudur acaba?
608_Anlatabildiğimiz karşımızdakinin anladığı kadarsa, ben de diyorum ki karşımızdaki bizim onu anladığımız kadar.
607_Neden? Neden sonra?
606_Siteye kaç kişi giriyor hesabı için benim yöntemim: Şu an bu yazıyı okuyorsan bir işaret ver. Mesela mail at.
605_Camımın dışında Erkul'un aldığı iki küçük canlı yaşıyor.
604_Gencim, güzelim, seni süzerim.
603_Hayatımda gördüğüm en şişman kediyi gördüm. İlk kez bir kediyi eve getirmek istedim.
602_Güzel bir gündü. Gün bize güldü.
601_Bu bir aşk hikayesi değil.
O yüzden izlemesi de güzel, dinlemesi de.
600_Sandığınız şey sandığınız gibi olmayabilir. Ne sanıyordunuz ki?
599_Yazacak bir şey yok. Var da yok. Yoksaymak zamanı.
598_Vakit nakitse, nakit niye vakit değil?
597_Garipten sesler...
596_Yüreğimin sesini dinliyorum, anlamıyorum.
595_Bugün aslında dündü.
594_Sevmek ve sövmek arasındaki 1 harfte gelip gidiyorum.
593_Google translate'te Blognotte'u ingilizceye çevirttim, altıma işiyodum. İşte ingilizce Blognotte.
592_Kazara aklım başıma geldi.
591_Görülmez kaza gördüm. Hala da görüyorum. Son Durak 5 gibiydi. Hala yazabiliyorum ya şükürler olsun.
590_Bulaşıllık.
589_Zaman ne zaman geçti?
588_Etki tepki altında.
587_Tut ki tutku kendini tutamamak mı ki?
586_"Yok" olan bir şey "var" olduktan sonra niye "yok olduğunda" "yokluk" hissi "varolur"?
585_Zaman elektrik gibi çarpıp gidiyor.
584_Sade'ye tutkuyla bağlıyım sanırım.
583_Boşlukları doldurmayıınz.
582_Düşünmek her zaman faydalı bir eylem olmayabilir.
581_Riyakârın kârı ne?
580_Bazı şeyleri yüzeyde bırakmak iyidir. Yüzeysel.
579_Senin sorunun sensin.
578_Bazı insanlar fabrika ayarlarına geri dönseler şimdikinden iyi olurlar mı?
577_-Nereden gelicem?
-Anlamazlıktan gel.
576_Sade uyuyorum, Sade uyanıyorum. Sade vatandaş.
575_İş işten geçmiş olduğunda geçmiş olsun.
574_Saatiniz var mı?
573_Müzik ve mekan.
572_Montaj yapmayı seviyorum, yakında film çekmek de ister miyim?
571_Tatilde kendi evimde olmak da bir nev'i tatil.
570_İstemekle başlar. İstemek yeter.
569_İş icabı eğlence.
568_Neye niyet neye kısmet.
567_Önemli olan niyet.
566_Gün gelir nevrim döner.
565_Teşekkür etmekten ve özür dilemekten gocunmayan insanları daha bir başka seviyorum.
564_Artık başka bir sokakta, başka bir apartmandayım. Artık bir avrupalıyım.
563_Kısa bir aradan sonra yine beraberiz.
562_Hayat çekinmeye değer.
561_Randevuya genç kalmak. Randevuya ergen gelmek.
560_Gelirim olur musun?
559_Yarın büyük gün.
558_-Kafam çok karışık!
-Kafam karışık diye ağlanır mı? Ne alakası var?
Küçük bir oğlan çocuğu ile babası arasında geçen diyalog. Demek küçük yaşta kafası karışmaya başlayan erkekler, bunu o yaşlarda ağlayarak gösterirken ilerleyen yaşlarda ayrılarak gösteriyorlar.
557_Ben: Hayat çekilmeye değer.
Ceylan: Çekilmeye değer bir şey bulamıyorum.
556_Alaçatı'ya yolunuz düşerse, Sudan ne çıksa yiyin, Kalamata'da rakı meze yapın, Shot'ta sakız shot için, 15 Kıraathanesi'nde soluklanın, Babylon Beach'te denize girin, Nar Bar'da gecenin son içkilerini için, sakız muhallebisi yiyin ve Tash Mekan'da kalın. Hatta geceyi Tash Mekan'da havuza girerek bitirin.
555_Alaçatı seninle çok güzel bir zamanda tanıştık. Tanıştığımıza memnun oldum. Sık sık görüşelim derim.
554_Evleniyorum.
553_Aynı derede iki kere yıkanan birileri var gibi.
552_Soysuzlar Çetesi'ndeki rolü ile En İyi Erkek Oyuncu Oscar'ını
Christoph Waltz'a veriyorum.
551_Pazar da bir iş günü.
550_Çay ve sütle geçen bir cumartesi gecesi.
549_Geceler serin.
548_Haziran bitti. Temmuz bitti. Ağustos bitiyor. Yaz bitiyor.
547_Yazdım. Sana göndermeden sildim.
546_Lost bende lost.
545_Google'da google'ı search etmek mi daha garip, kendimi search etmek mi? Kendimi kaybettim google'da arıyorum.
544_Grip belden aşağı kafa yapıyor.
543_Bağlanma kokusu.
542_Wintage. (İsim hakları bana ait) Cisim hakkı.
541_İhtimaller içinde bir ihtimal daha var.
540_Anılarda kaldı. Anılar da kaldı.
539_Sitem hatası.
538_Buraya Metin abi gelecek.
537_Gözlerimde yaş, burnumda sızı, uyutmadın beni...
536_Vicksli palyaço burnu.
535_Hissiz kablel vuku.
534_Fun Chos yiyip Nazo içen kitleyi merak ediyorum.
533_Günübirlink'i güncellemeyeli 17 gün olmuş.
532_Reklamın özü sözü olabilir:
"If you can't explain it to a six year old, you don't understand it yourself." Albert Einstein
531_Sözlü özler.
530_"Freedom is not worth having if it does not include the freedom to make mistakes."
Mahatma Gandhi
529_Ailenizle yaşıyorsanız hasta olduğunuzda arzu ettiğiniz dozda naz yapabilirsiniz.
528_Vicks var mı diyeceğime, Twix var mı dedim. Hastalıktan aşeriyorum.
527_Sistem hasta veriyor. Hasta oluyorum, olmamalıyım.
526_Vodoo vodoo yapma.
525_Ceylan çaya davet etti.
Bu naif teklifi reddedemedim.
524_İnsan bakkala gitmek için de olsa evden çıkmalı.
523_Etki-tepki: Birinin etkisinde kalma sonucu gördüğünüz tepki.
522_Okuyup "üff"lemek.
521_Almalı mı? Almamalı mı?
520_Uydum geldi. Çok uydum var. Uydumu alamadım. Uydusuz kaldım.
519_İsteyip de söyleyemediğin...
518_Site üstü site, sitem üstü sitem.
517_Plan programsız programlarım var.
516_Bir gelişmeye alışamadan başka bir gelişme.
515_Yazınız çok (d)okunaklı.
514_Pazartesi güzeli.
513_MFÖ'nün hangi harfi olmak isterdiniz? BİS yapana kadar iyiydiniz.
512_Hayran budalası.
511_Seni daha iyi duyabilmek için.
510_Sürekli alışveriş yapasım var.
Reklamlardan mı etkileniyorum acaba?
509_Ne yazsam diye düşünürken
üniversite diplomamı hala almadığımı hatırladım. Kim gidecek o kadar yolu?
508_Bizde 5 dakkada değişir bütün işler.
507_Hepimiz bir diğerimizin deja vu'süyüz.
506_Telefonun tellerine tuşlar mı konar?
505_İn çık, in çık. İndi bindi.
504_Fine, i guess I'm doin' fine.
I sleep at night and work all day. Fine, i guess I'm doin' fine.
I think a lot and I know too little.
503_Setmosfer.
502_Ne taraftan bakayım? Bu taraftan mı, o taraftan mı?
501_Levi's. Bu da Bonus'u.
500_Tebrikler! Beş yüzünüz oldu.
499_Dört yüz noksan dokuz.
498_...
497_Korkuttum mu?
496_Harper's Island, bir Pazar gecesi gerilimi.
495_Pazar pazar çalışma ritüeli.
494_Yorulmaktan yoruldum.
493_Sen de mi Brutus?
492_Hangover sonrası Fatboy Slim için zorlanan bünye. İyi ki de zorlandı. İbrahim Kutluay ve Demet Şener'li very important person alanını terk edip, konser alanında tek başıma takılmanın değeri paha biçilemez.
491_Sonunda ben de hangover oldum. Uyandığımda yanımda aslanlar ve bebekler yoktu neyseki. Bir daha naapmıyoruz: bira, beyaz şarap, kırmızı şarap, margarita ve rakıyı aynı gecede tüketmiyoruz.
490_Hayatta bir kere yapılası delilik: Sağanak yağmurda rakı sofrasını terk etmeyip donuna kadar ıslanmak.
489_Tükendiğim kadar tüketmek istiyorum.
488_Hangover olmayan kalmasın.
487_Saat 10'da ajansa gidiyorum. Sabah değil, gece. İyi pazarlar herkese.
486_Kafesim kırıldı ama kuşum kaçmadı.
485_Ceylan: Senin bana olan hislerin Türkçe değil mi?
484_Bir araya gelince ambians bozabiliyormuşuz.
483_17 Temmuz beklenmedik geçti.
482_Bir de bakmışım mutluyum.
481_"Bitirmek başlamanın yarısıdır."
480_Uyumadan sevişmeyelim.
479_Hayatımdan 2 A eksik olmasın.
478_Kıpır kıpır.
477_-Alkolik oldum sanırım. Pazartesi hariç her gün içiyorum.
-Pazartesi neden içmiyorsun ki?
476_Simple sittings. Pes oynamaktan su toplayan başparmağım yeni iyileşti. Pes.
475_Ada sahillerinde bekliyorum. -du.
474_Boşalma. Boşlama.
Boşanma. Böyle bir düzen.
473_Blogu boşladımdı.
472_Yemekteyiz Hollanda Menüsü: Envai çeşit mantar. Ortaya karışık ot. Tatlı olarak otlu kek.
471_Nihayet güncellendim.
470_Koluma değen yapış yapış kollara, sandaletimin arkasına basanlara, sivri sineklere rağmen yazı seviyorum.
469_Cumartesi öğleden sonramı hastanede geçirdim. Meşhur Dr. Azmi'yi bundan 1 ay önce randevu almak için aradığımda tam 1 ay sonraya yani düne randevu vermişlerdi. "Şikayetin ne?" dedi. Skolyoz ve bel fıtığı dedim. Röntgenlerime baktı, elle muayene etti ve "sende skolyoz yok" dedi. 1. şoku yaşadım. Sonra yeni bir röntgen ve kapalı emar istedi. Önce kapalı emara girmeyi reddettim, ama "açık doğru sonuç vermiyor" deyince, madem doktora 360 TL vermek için 1 ay bekledim, emara da gircez mecburen diyerek razı oldum.
Arkası yarın...
468_Anlar bitti anılar kaldı.
467_Sen bana block'tan mesaj verecek son insansın.
466_Benim annem değişik bir insan. Anneler Günü'nde bana ve kardeşime hediye almış,
üzerine de "seni iyi ki doğurdum" yazmış. Annemi bi değişik seviyorum.
465_Kafam çok karışık.
464_Üşengeçimsiz.
463_Boğazım şişti, kulağım kaşınıyor. Güzel bir Cuma gününü yatakta geçirdim. Aferin bana.
462_Kıyamet balosu.
461_Çile bezi. CSI Ağva.
460_"Belirsiz kadın, işsiz adam.
Ağva'da bir sürrealist."
459_İşçi olmak bu kez işimize geldi. İstanbul'a yeniden Şile Şile dedik. Aynı yerde farklı kadro ile son yılların en güzel tatilini geçirdim. "Denizde kum, bizde alkol." 1 Mayıs işçi bayramında kıyafetlerimle kızgın kumlardan serin sulara atladım. Pantolonum yüzmemi zorlaştırsa da deniz hiç olmadığı kadar güzeldi. Yağmur nehrin sularına karışırken masamızda suya karışan rakının, ormanın ortasında kahvaltının, şömine başında sohbetin dibine vurduk. Kaşımı yarıp hastanelik oldum ve her şeyin bir anda nasıl tersine dönebileceği bir kez daha "kafama dank etti!" Her şey daha da çok keyif verdi. Acısıyla tatlısıyla dolu dolu bir tatil geçirdim. Özgür'ce yaşadım.
"İyi ki yaptık ya!"
458_Bir süre yokum buralarda.
Hem yakın hem uzağım. Bir sürü süre.
457_Bazı yaralar zaman geçse de sarılamıyor. Hayata sarıl, zamanı yarılamadan.
456_Motivasyonu yüksek bir gün.
455_Kahvaltıyı köylüler gibi,
öğle yemeğini krolar gibi,
akşam yemeğini krallar gibi
yemek istiyorum.
454_Dedemin elimden tutup gezdirdiği günlere,
günübirlik yolculuk istiyorum.
453_Sözlerimi silemem.
Nasıl ki zamanı silemiyorsam...
452_"Yok, varla yok arasından iyidir."
451_15 Nisan, bu işe girişimin
5. yılı idi. 19 Nisan, trafik kazasının 1. yılı.
450_Mala inanma, malsız kalma.
449_Friendshipping.
448_Mask 05 de çıktı! Okuyun okutun.
447_Atıyorum, siliyorum.
446_"Bana excel mi word mü desen, word derim."
445_"İki kişi tek kalbe sığar mı?"
444_Buhran bey.
443_Buhranlara sürükleyebilir uyarmadı demeyin.
442_Olmuyorsa olmuyor.
Zorla mı? Zorlama. Zorlama oluyor.
441_Uyku geliyorum demez.
440_Sade gelmedi gitti.
439_Sigara kutularının üzerindeki "öldürür" ibarelerine rağmen içmeye devam etmek gibi...
O yüzden "I quit!"
438_Link gördüm mü dayanamam tıklarım. Tıklayıp da sevdiğim linkler artık bu linkte.
437_Ayıp sevaptır.
436_Dün ilkokul arkadaşımla yeniden tanıştım!
435_Biri benim adıma apartman dikmiş.
434_Akira kurusoğan etkisinden sonra Enki helal demek istiyorum.
433_-Açık sözlü olmakta fayda görüyorum.
-Ulan ne çıkarcı adamsın!
432_"Beni tüketen, üretkenliğim."
431_Günübirliğine geçmişte
bir günüme gidesim geldi.
430_Başarının sırrı:
Önce iş, sonra çiş.
429_İşkoliğim. Çok işiyorum..
428_Bugün Google'da search ettim seni, merak ettim sen ettin mi beni?
427_Düşündüm taşındım diyecek söz bulamadım.
426_Oyum sanat için soyunanlara.
425_Where the wild things are tadında illüstrasyonlar.
424_Küçükken yazları Erdek'teki yazlığımıza giderdik. Annemle sandal kiralar gezerdik. Ve o sandal hep aynı sandal olurdu: Volkan amcanın sandalı. Volkan amca çok bonkördü, bana karne harçlığı verirdi. Ey gidi...
423_-Hani baban gibi yürüyen bir hayvan var ya?
-Penguen!
422_Aradığınız kişiye şu anda bulaşılamıyor.
421_Renklerinde kaybolduğumun dünyası.
420_Dünden hayır mı gördük ki yarından evet umuyoruz?
419_Gecenin esrarı.
418_Boşuna konuştuk.
417_Haberlerden bihaber.
416_"Uyku hayattan,
hayat uykudan çalar."
Güldeniz Şeşen
415_Mailime buradan cevap vermek istiyorum:
otuzaltı_
Mesaj kaygısı güdüyorum. Yardım etmek ister misin?
414_Sakalı bırak, bıyık bırak.
413_Hayranım yok içmeye...
.
412_Daha az uyuyarak ömrümü kısaltıyor muyum?
Yoksa daha çok saat yaşadığımdan mütevellit uzatıyor muyum? Ey bilim adamları,
biyolojik saatimden haberiniz var mı?
411_You're like a melody...
Gün içinde kulağıma çalınan bir nostalji.
410_Ben her gece yatmadan önce kaç saat uyurum hesabı yapıyorum. Bunun kaç saati rem sen düşün!
409_Toplumumuzun açlık seviyesinden ziyade bencillik seviyesini merak ediyorum.
Küresel ıssızlık problemi.
408_Kartal görünümlü şahin. Akıllı görünümlü aptal.
407_Q klavye ile F tipi kapalı muhabbet.
406_Kendime soru işareti yasağı koydum. Her kullandığımda bir ünlem ceza olsun.
405_Aynı derde iki kere yakınılmaz demiştim. Hatırlatmakta sakınca görmüyorum.
404_Mazoşist olduğum söylendi.
Ben de onayladım.
403_Dark side of the women.
Dark side of the man.
402_Stone story.
401_Work it, make it, do it.
400_İlk görücüde aşk.
359_- Gözlerinin altına kalem mi çektin?
- Uykusuzluk çektim.
140309
Bugün İstanbul ağlamaklı.
Yer yer çığlık atmalı.
357_Özlettim kendimi.
356_Dolu vakitlerimde kendimi, boş vakitlerimde sevdiklerimi arıyorum.
355_Helvetica filmini ikinci kez izledim. Üçüncü kez izlesem izlerim. Font olsam hangi font olurdum acaba diye düşündüm. Sonra bunu benden daha iyi bilebilecek birine sordum. Uzun uzun düşündükten sonra, olsam olsam el yazım olurum dedim. Bitti.
354_Blog tutmayı unuttum.
Nası bi şeydi ki acaba? Yazacak pek çok şey vardı,
onlar da hatırda kalmadı.
353_Site sitem içinde.
352_Yeni işimden güncelliyorum.
Güncelleniyorum!
351_Yeni iş, yeni saç...
Pazartesi yeni işimdeki
ilk iş günüm.
Heyecanlı ve de Ceycanlı.
350_Güldeniz coşturur,
Ceycan konuşturur!
349_Bu iş finish!
348_Geçmişi geç.
347_"Nobody knows it but you've got a secret smile and you use it only for me!"
346_Bazen öylesine ağızdan çıkıveren lafları pek bir sevebiliyorum. "Kendine gel öyle gel!" de bunlardan biri...
345_"İnsanlarda yalnızca iki şey görürüz: Görmek istediklerimiz ve onların bize gösterdikleri." Dexter'ın babası.
344_Pılımı pırtımı topluyorum,
pack shot'a bağlıyorum.
343_"I feel better when the winter is gone."
342_Oltanın ucundaki
yem de benim,
oltayı tutan da!
341_Evimin duvarında görmek isterim.
340_"I'm on my way!"
for The Spirit.
339_İf İstanbul'u Slumdog Millionaire ile açtık. Şöyle iyiydi, böyle iyiydi diye anlatamayacağım kadar iyiydi. "Bir film yazsam, öyle olsun isterim." gibi boyumdan büyük hissiyatlar içerisindeyim.
338_Geçen Cuma Karina konserine gittik. Biraz rötarlı gitmişiz. Biz gittik,
Karina son parçasını söyledi ve indi. Bu hikaye de burada bitti.
337_Kötü haberlerden sonra
hep bir iyi haber gelir.
Ahmet Altan bir yazısında hayatı Mors alfabesine benzetmiş idi.
O zaman kendisini sevmiştim bir.
Uzun çizgiler acı, noktalarsa mutluluk...
Ve evet, iyi haber geldi!
Yenilikleri seviyoruz,
yeniliklere açığız.
Hayırlı olsun partner.
336_Gördüğümde şöyle dedim: "Oha!" Ve evet, Otto Santral'e gitmek farz oldu. Tarz oldu.
335_Şu dakika, konserine gitmediğime pişman oldum işte!
Bu şarkı bugünlerde pek tekrar edecek gibi...
334_Takım tutmayan ben,
oluverdim bir fanatik.
Öyle ki artık Alex, Roberto Carlos, Önder, Uğur ve Volkan imzalı 12 numaralı bir formam var.
333_Ve deklanşör.
332_Şuracıkta uyumak vardı.
331_"Kafam karışık"...
Kafası karışıklar, karışık kafalar,
kafa karıştıranlar, kafa karşılaştıranlar,
karşı kafalar, karşıt kafalar,
kaşık kafalılar, kas kafalar... Kafalar 1500. "Kafa karışıklığı" bir salgın hastalık olmalı.
Keza her kafadan "bir" ses çıkıyor.
blognotte_Mask 03
330_Rakı sofrasında tanıştık kendisiyle. Hislerime tercüman oldu. Sanki benim yaşadıklarımı yaşamıştı. Söylemek istediklerimi söylüyordu bana. Sesi de çok güzeldi, çok içten. Aynı anda iki duyguyu yaşattı bana. Tanımayan varsa tanıştırayım.
329_Tuhaf bir tarih:
09.02.2009
Ve bu tuhaflığı fark edişimi
dile getirişimin 329'a
denk gelmesi de ayrı bir tuhaf.
328_Bu şarkıyı pek bir severek dinliyorum: Leo Blais_All in All.
Şunu da sevdiğimi şimdi
fark ettim: Say Hi_November Was White, December Was Grey.
327_Yolluk albümlerimiz dışında pek bir hazırlıksız gittiğimiz Şile tatilinde kumsala ayak basmanın,
denize karşı hırkayla oturacak kadar sıcak bir havanın, denizin üstünde binbir çeşit denizgili
rakı eşliğinde telaşsız yemenin, bungalovdaki sallanan koltukta dalga seslerini dinleyerek sallanmanın
huşusunu yaşadık.
326_Biz gidiyoruz Şile'ye.
İstanbul sana Şile Şile!
325_Ülkü teyze vakti zamanında,
arkadaş ve az da olsa memleket hasreti ilen Ankara'ya gittiğimde
bize çok damar bir laf etmişti:
"Size ayrı bir gezegen lazım!"
Hiç unutmam, ara ara hatırlar,
bir güler bir hak veririm.
Gülerken düşünürüm.
Düşünürken gülerim.
Bu sebepten ve bir takım başka sebeplerden Ayça Şen'in ettiği
şu lafı da ayrı bir sevdim:
"Bu dünya yetmezmiş gibi
Astronot."
324_Özlü sözler günü...
"I do not read advertisements.
I would spend all of my time wanting things." Kafka
"The regrets of yesterday and
the fear of tomorrow
can kill you."
Liza Minelli
Bunu "New York New York" filminden sonra söylemiş olsa gerek.
323_Dün ilk kez maça gittim.
Taraftar kafasını çok anlamazdım. O hırsı, o tezahüratı, o gaza gelmeler filan... Pek bir uzak gelirdi. Sonra o tribünlerden yürüyünce, bir de sahaya girip çimlere basınca, Fenerbahçeli futbolcular önümde antrenman yaparken tribündekiler coştukça bir gaza geldim. O ahkam kesmeler, "Ben bile daha iyi oynarım!" atış tutuşları başladı bende. Bambaşka kafalar.
322_Song for the winter sun.
321_"Büyüdük, anlatamadan.
Büyüdük, dinletemeden.
Büyüdük, küçücükken bir anda büyüdük.
Büyüdük,
büyüyemeden.
Büyüdük, güvenemeden.
Büyüdük, küçücükken bir anda büyüdük." Ayça Şen söylüyor,
ben dinliyorum ben söylemişim gibi...
320_Robotizm "Isırırım ben onu!"
319_Anormalde son ödeme tarihi geçtikten sonra kredi kartımın hesap özetini gönderen pek sevmemeli bankam, bu defa da
3 hesap özeti yollamış. O kadar borç yaptım da 3'e mi böldüler acaba dedim, ama yok hepsi aynı.
Ne iştir anlamadım.
318_"Var oluyor yok sayıyoruz!"
317_Varoş. Varhoş.
Mayhoş. May hoş.
316_O gün bugün değil.
315_"Hayatını yazar gibi ürkek.
Ölümden kaçarmış gibi korkak.
Ruhunu soyan kötü bir hırsız.
Mutluluk yetmeyen garip arsız.
Tek başına kalmış gibi ağlak.
Bu dünya yetmezmiş gibi
Astronot." Ayça Şen
314_"Zordur kolayı seçmek."
Ayça Şen
313_"Arkadaşlar gözlük gibidir. Önce ilginç şeyler gösterir,
sonra yorarlar." Jeux d'enfants.
Aşkınızı betona gömün,
sonsuz olsun!
312_Bağışıklık sistemim
sitem etti.
311_Sevgi anlaşmak değildir,
ne densiz de sevilir!
310_Mask'ın 3. sayısı çıktı!
Biz yaptık diye demiyorum,
baya güzel oldu! Tükenmeden tüketin.
309_Bakar gör.
308_No paradise, heaven.
307_Cuma gecesi bir kitleyi ekmek suretiyle başka kitlelere dahil olduk. The Hall'da Client'ın client'ı olduk.
306_Şubat dergilerinde görebileceğiniz yeni Doğadan Bitki ve Meyve Çayları kampanyamızın kamera arkası...
305_Bugün Cuma.
304_- Mesele yetinebilmeyi bilmek galiba.
- İyice filozof oldun!
303_Bunu çok kıskandım.
302_Evlilik yüzükleri neden illa altın olur ki? Bence böyle olmalı.
Tabii erkeğin takması için biraz süslü kalabilir. "Seven adam takmaz böyle şeyleri." diyerek kadın kaprisi yapabilirsiniz
o vakit.
301_Hepsini istiyorum. Benim olmazlarsa yere yatar ağlarım. Arsızım. Şımarığım. Küçüğüm. Çocuğum. Umursamazım. Oldukça da bilinçsizim. Olmadıkça da daha da bilinçsizim.
300_Kalpsizsin.
299_Sonunda vizyona giriyor!
298_Yıllar sonra ilk kez
bir müzik cd'si aldım.
297_Gittiğim sunumlarda jingle'ları seslendirir kıvama geldim. Daha neler göreceğiz bakalım!
296_Notebook filminde büyük bir aşk yaşayan Ryan Gosling ve
Rachel McAdams, gerçek hayatta filmdekinden çok daha romantik bir aşk yaşıyorlarmış. Daha neler!
295_Bugünlerde futbolla pek bir haşır neşirim. (Bu lafı yazmak da ne garipmiş!) Fenerbahçe'nin neredeyse tüm marşlarını ezbere söyleyebilir kıvama geldim. Kadroyu en fanatikten önce biliyor olabilirim. Futbolcuların görüşlerine de pek bir hakimim, hakemim. Üstelik, uzun sohbetlerin tadını çıkarıyorum.
294_Secondbutbetter
293_"...Daha fazla güç için sevemeden ölürler."
Ayça Şen'in yeni albümü Astronot'un çıkış parçasını dinledik sabah arabayla işe gelirken. Sözleri yolculuğumuza son noktayı koydu.
292_Bu şarkı garip bir şekilde beni bulutların üstüne çıkarıyor.
291_Spor yapmam sağlık nedeniyle de zorunlu hale gelince
ne yapsam da daha az yorulsam, daha az vakit ve para harcasam gibi sorular, bir takım görüşler, tavsiyeler derken düne kadar
pek bir girişimim olmamıştı.
Dün akşam pilatesi bir deneyeyim dedim. Giden memnun, gitmeyen giden sevgilisinden memnun gibi bir durumu var. Velhasıl uzun bir aradan sonra giydim eşofmanları,
başladık harala gürele. Küçük toplar, büyük toplar, yastıklar, lastikler... bir ton zımbırtı.
Garip de bir jargonu var: "Fermuarlar çekili mi?" derse antrenör, pantolonunuzda
fermuar aramayın, o "Karın içeri çekik mi?" demek imiş. "Dükkanın açık kalmış" demedi neyse ki. Sonracığıma "Vajinalar yukarı baksın, popomuzun arasına bir ceviz sıkıştıralım ve onu kıralım, eller ensede ama fazla yatarsak ensemizin altındaki kuş yumurtaları kırılır." gibi bir takım
laf ebelikleri. Sapık sporu mudur nedir? Nihayetinde ben ısınamadım pilatese. Öğlen arasında bu sefer de b-fit'i deneyeyim dedim. 30 dakikalık
bir spor olması ve bir salona yetişemediğinizde bir başka yerdeki b-fit salonuna gidebiliyor olmanız baya cazip geldi.
Tabii 30 dakika olduğunu duyunca, "Hah tembel sporu,
tam bana göre" dedim idi. Gördüm ki pek de tembel sporu değilmiş. Daha 5. dakikada
nefes nefese kaldım. O aletten
o alete bir koşturmaca içinde geçen bir 30 dakika. Hızlı hayatımıza yakışır hızlı bir spor. Bugünden itibaren b-fit'tir benim sporum, be fit'tir benim mottom. Hadi bakalım!
290_Çocuklarla pek aram olmasa da çocuk dergilerine bakmayı pek bir seviyorum.
289_Bu harflerin arasında gezmek istiyorum.
288_Ajansın mutfağına girince
aldığım koku beni ilkokul yıllarına götürdü. Beslenme çantalarını açınca yayılan yumurta, peynir ve ekmeğin kokusu... Küçücük sıralardaki küçük Güldeniz ve arkadaşlarını gördüm.
Mutlulardı oldukça...
287_Müzik yuhun gınasıdır.
286_2009'un her bir gününe
ayrı bir font. Typodarium 2009 takvimi iphone ve mac'lere pek bir indirilesi.
285_"Doğrusunu bilmek,
ama doğrusunu yapamamak... Böyle yalın halde söyleyince, insanın, "Neymiş canım o?
Bilince yapar" diyesi geliyor.
Ama öyle değil. Üstelik,
çok zaman bunun daha beteri geçerli. Yani, doğrusunu bilmek, ama yanlışını yapmak."
Murat Belge bugünkü köşesine böyle damardan girmiş.
284_Bugün kulaklarda
bu çınlasın! Yakın bir zamanda da
varsın İstanbul'a gelsin.
283_Matruşkaları neden bu kadar çok seviyorum acaba? Sorarım kendime. Ve tabii matruşkalı olan bir takım objeleri. Böylesi ve şöylesi de mevcut.
282_Yeni lekeler, yeni leşler,
yeni ipuçları, yeni bilinmeyenler, çift bilinmeyenler, gizliler, saklılar... Hepsi ve daha fazlası, yeni sezonda!
281_Geçmişimizde bir mazi yatar.
Geçmişe mazi, geleceğe nazi.
280_Suratlarımızda aptal bir gülümse bırakan, önce balık sonra insan Ponyo. Yazzıııık...
279_Bol oyunlu bir yıl geçireceğiz gibi görünüyor.
278_Tanıdığım tanımadığım,
beni tanıyan ama benim tanımadığım, benim tanıdığım ama beni tanımayan, eskiden tanıyıp da şimdi tanıyamadığım, eskiden tanıyıp da şimdi tanımadığım, şimdi tanımadığım ama bir gün tanışacağım herkese mutlu yıllar...
277_Dün gece tam yatacakken
şu film başladı. Imdb puanı 3.5 olsa da, ben birkaç puan fazladan veriyorum. Issız Adam'lar ve Ada'lardan sonra gerçek bir ıssız adada geçen, beni Issız Adam'dan
daha bir ıssızlara sürükleyen bir film.
276_Yeni yılda sabaha kadar dens
275_Celine Ne Dion?
274_Ceylan'dan yılın son günlerine damgasını vuran
özgüsöz, özlü laf:
"Bütün gel gitlere diyorum ki
ya hep gel ya hep git!"
Özü sözü bir.
273_Bazen, "Hayatım Türk filmine döndü" derken abartmıyormuşum.
Pazar akşamı yemeksepeti'nden nice kararsızlıklar sonucu seçim yaparak sipariş verdim. Önce yarım saat bile geçmeden çalan kapıya, çabuk gelen siparişe şaştım. Ama şaşırmam bununla da kalmadı. Kapıyı açtığımda, karşımda eski sevgilimin arkadaşı, elinde yemek paketiyle duruyordu. Tırt bir filmden tuhaf bir sahne gibiydi. Tv'de görüp de "Çüş daha neler arkadaşım, bu kadar da abartılmaz ki!" diyeceğimiz türden.
Hayatım bu aralar böyle birçok tesadüfle dolup taşıyor.
272_Uzun bir vakittir unuttuğum tatları şimdi hatırlıyorum...
271_Aşk nefrete ne yakınsın!
270_Bir seneyi daha güzelce tüketiyoruz... 2008'in kapanış hitleri: Lykke Li_Little bit
The Ting Tings_That's not my name
269_"Benim için küçük ama insanlık için büyük bir adım" Penguen
268_Yazmayı severim. Harfleri de severim. Okumayı ve bakmayı da severim. Velhasıl, yeni kitabım
tee uzaklardan geldi. Hoş geldi.
267_Hahaha... Hohoho...
Çok eğlendim. El cağızlarına sağlık!
266_Bugün bu ablaya benzediğim söylendi! Vıy vıy vıy.
265_Bir highly giselle.
264_Çalışmak sövmekten
daha zor geliyor.
263_"Create like a god.
Command like a king.
Work like a slave."
Constantin Brancusi
262_"Scroll Bar" diye bir bar yoksa açmak isterim. İsim olsun,
iş olsun diye, için, bazen...
261_Bazı kelimeler var ki, erkeklerin ağzına hiç yakışmıyor.
Şöyle ki: Güzelim, tatlım...
Bu kelimeler bende alerjik reaksiyona sebep oluyor.
Zaten genel olarak çevresindeki herkesle canımlı, cicimli konuşanları anlayamamış, benimseyememiş, bir o kadar da sevememişimdir.
260_Viral viral dalgalandı dünya.
259_Yaza yazar, kışa kızar.
Güneşi sever, yağmura söver.
Olmayanı ister. Bir öyle sever,
bir böyle söver.
258_Yağmur şehri yıkadı geçti.
257_Hırsız kasetçalar.
256_Extramücadele'den sulu ve katı kıvamda bir kısa film... Köle.
255_Seksekseksekseksekseksek.
Bir blogdan başka bir bloga transfer.
254_İnsanın bayramda topladığı enerji bir günde nasıl emilir?
3'e kadar ajansta çalışmak
caiz midir?
"Hızlı yaşa, genç öl" derken
kast edilen hızlı yaşamak
bu mudur?
Yoksa kast edilen
"Hızlı yaşlan, genç öl" müdür?
Ve bütün bunlara rağmen,
bir sosyal hayatınız olmasını istemek günah mıdır?
Manevi tezmilat dehası.
253_Ne giselle söylemişsiniz:
Here and Now_Client With Robert Goerl.
252_Bu kapağı pek bir sevdim.
251_Commodore'umu geri istiyorum. Commodore almış .öt.
250_Yazdım yazdım, Mask'a yazacak not kalmadı iyi mi?
Eve gitmek istiyorum yeri gelmişken. Lakin gece yarısı gelen revizyonları beklemek de vazifemiz. Kriz kışımıza kaçmasın e mi? Emir cool'u.
249_Sevgili izleyiciler,
Yeni bir akşam mesaisinde daha beraberiz. Klavyede yorgun 10 parmak, ekranda uykusuz iki göz, başrolde çok düşünmesi gerekip de az düşünebilen bir beyin.
248_Bu site sürekli bir güncellenme arzusu içerisinde.
247_Issız Adam'ı izlemeyen kalmadığı gibi bir izleyen bir daha izledi. Her izleyen kul da kendinden ya da sevdiğinden bir şeyler buldu. Kitleleri ağlattı da günlerce konuşturdu. O zaman sorarım kitlelere: "Aşk bu kadar klişe bir şey mi?" Grip olur gibi oluyorum, ama olmuyorum, bir garip oluyorum. Vücuduma vuran ateş başıma da vuruyor. Garip garip düşündürtüyor. Neyse ne? Bize ne! "Issız Adam'ı İngilizce'ye nasıl çeviririz?" diye düşündüm akabinde. Pek havalı olmadı. Superman vari bir sonuç çıkmadı.
246_Sık sık olmasa da, şık şık güncellenen bir sitem var. Bakmayana sitem var.
245_Say "Cız".
244_Bayram tatilinin son gecesi,
o gecenin de bir körü, Akyaka Captain Tur bayramımı kutladı.
Sanırsam Gökova tekne gezilerinden birinde, telimi vermiş bulunmuşum.
243_Giselle'i dilimize kazandırmışım. Bu bana ne kazandırır onu merak ederim.
242_Moda, insanın kendine yapışanı giymesidir.
241_Şimdiki zamane trendi Ugg ve benzeri botlara kreatif İzmir yakıştırması:
"Bozkır Patikleri"
240_Times New Romance.
239_Aklımı İzmir'de unutmuş olacağım ki, fotoğraf makinemi de orada unutup geldim.
238_İtalyan pizzası gerçekten güzel oluyormuş. Ama yarı Türk yarı İtalyan birinin elinde piştiğinde.
237_Gurme tatil denebilecek İzmir tatilimde, M&M bisküvinin Turkish versiyonu ile tanıştım. Neredeyse aynısını yapmış bizimkiler. Esinlenmeniz hoşuma gitti.
236_Bayramda gözler ve kulaklar bayram etti. Ediyor. ettiediyor.com
235_Şu yaşıma kadar İzmir'e
hiç gitmemiştim. Gittimdi de teğet geçtimdi. Bayramda "gezdim, gördüm, yedim". Yakın bir zamanda yine gideceğim. "Ben de kreatifim" diyen beyin ve bayanı görmeye.
234_Falımda yol göründü.
233_MASK'ın ikinci sayısı çıktı.
Sevdiğiniz cafe, bar ve restoranlardan birinde görmeniz an meselesi.
232_guldenizsesen.com
Doğum günü hediyesi.
En giselle'inden.
231_Bel fıttırığı.
230_Nötr Dame'ın kamburu.
229_Can alıcı bir soru:
Başladığı yerde bitirmeyi mi düşünüyorsun?
228_Altı üstü güzel.
227_Ayıpsa kayıp. Kayıpsa ayıp.
226_"Atatürk, beni Türk doktorlarına emanet edin derken, bunları kast etmiyordu herhalde!" Fatih Erkoç.
Ben sizi sizin gibi doktorlara emanet ediyorum.
225_Düşün, ama düşme.
224_Düşünmüyorum, öyleyse yokum.
223_Bu ne biçim dünya kardeşim!
222_Toplantı öncesi photo booth'u açıp dişlerinin arasında bir şey var mı diye bakabilmek büyük teknoloji.
221_Bir yaşıma daha girdim.
Doğum günüme Ceylan'ın karşılama şarkısıyla başladım.
Starbucks'ın neredeyse tüm koleksiyonunu hediye olarak aldım. Mis kokulu çiçekler aldım.
Serotonin düzeyimi yükselten
çikolatalar, pastalar aldım. Mum üfledim, dilek diledim. Eski, yeni bir sürü ses duydum. Sanal, gerçek bir sürü mesaj okudum.
Yine mum üfledim, yine dilek diledim. Büyürken yeniden çocuk oldum.
220_"İnsanları hayvanlardan ayıran en büyük özellik düşünmektir" derler. Peki, köpeklerin insanlardan daha sadık olması da, düşünmemelerinden ileri mi gelir?
Year of the dog.
219_Gnarls Barkley'nin müziklerini seviyoruz o ayrı. Ama kliplerini ayrı bir seviyoruz. Biz derken, ben. Az ileride bir gün benim de böyle bir videom olacak.
218_Stop emotion.
217_"Denizleri seviyorsan
dalgaları da seveceksin.
Sevilmek istiyorsan
önce sevmeyi bileceksin.
Uçmayı biliyorsan
düşmeyi de bileceksin.
Korkarak yaşıyorsan
yalnızca hayatı seyredeceksin."
Nietsche
216_Haberlerde izlersin hayatı da, ne kadar söylensen de olanlara, uzak gelir olaylar sana... Sonra bir gün bir yakının haber olur. Ne kadar gerçek olduğunu ancak o zaman anlarsın... Bu memlekette işini doğru yapan çok az adam olduğunu, hayatının sırf pamuk ipliğine değil, densiz, bilgisiz, vicdansız doktorlara da bağlı olduğunu.
215_Ne geldi aklıma?
214_Tom Cruise yaptığında ne etkilenmiştik.
213_-Bu adam ıssız olabilir ama salonlar değil, her yer full.
-Zaten olay kalabalıklar içinde yalnız olmak!
Ne felsefesi yapıldı! Ne fenomen oldu! Herkes kendinden bir şeyler buldu. Herkes ağlamasa da çoğunluk ağladı. Konuşuldu da konuşuldu. Bilen de konuştu bilmeyen de. İzleyen de izlemeyen de.
212_Ne zaman geldin ruhum? Görmedim seni.
211_Modern hayatın yalnızlaştırdığı insanlar üzerine
bir film... Filmleri gerçek sanmacalar, gerçekleri film yapmacalar...
210_Olmadıkça akıllı bir insan,
oldukça aptal bir insan!
209_Yağmur yağıyor, Andrea Bocelli dinliyor.
208_Bir bakan bir daha bakıyor.
Terry Richardson öyle buyuruyor.
2009'a böyle buyurmaz mısınız?
207_Vay amca! Naptın sen ya?
206_Reklamcılara reklam tadında hap gibi bir film. Olur olmadık
bir sahnesinde çalmaya başlayan Cocorosie kadar şaşırtıcı. Kitabından söz etmeye gerek yok sanırım. 3.99'dan 9.99'a kadar çıktı fiyatı (adı), bu da demek oluyor ki baya bir zaman geçmiş üstünden.
205_Dün Vakko'nun yeni fabrika binasına gittik. Okul gezisi tadındaydı... Atölye atölye gezdik. Kumaşların eşarp ve gömlek oluşunu anlatan amcayı pür dikkat dinledik. Kocaman makineler beni hem korkutuyor hem de içlerine elimi uzatasım geliyor. Sanki bir an şuurumu yitireceğim ya da bir şey olmayacağına beni inandıran bir güç gelecek de elimi, kolumu içlerine sokacakmışım gibi geliyor. Şimdilik öyle bir teşebbüste bulunmadım neyseki. Boya atölyesindeki göz duşunda da gözlerimi yıkamak istedim ama o da ürkütücüydü özünde.
204_Severek izliyorum.
203_Saat 19:19'da 19 dakika
19 saniye telefonla konuştum.
Garip değil de ne?
202_Herkes inandı da
bir ben inanmadım.
201_Bütün bir günü yatarak geçirmenin iki net faydası var:
Daha az düşünmek.
Daha az yemek.
200_Düşünmek yapmanın yarısıysa diğer yarısı ne oluyor?
199_Sadece filmlerde olur diyebileceğiniz türden bir hikaye.
198_Issız Adam için une belle histoire diyebilir miyiz? İzlemeden bir şey diyemiyorum. Yine de izlemeden de izlemiş kadar oldum diyebilirim. Öyle bir hissiyat işte. Siz de söyleyin, bağıra bağıra yahut böğüre böğüre...
197_Grafik Tasarım dergisini bayinizden ısrarla isteyiniz.
İçini açınız, bir de bakınız ki
ne görünüz? Aman efendim
kimler gelmiş, üç beş gitmiş...
196_-Beyaz şarap mı, kırmızı mı?
-Hmmm karar veremiyorum. İkisinin kadehi de ayrı güzel.
195_Cannes Lions Young Creatives partisinde çalan grup meğersem kendi çapında meşhurmuş.
194_Geçenlerde düştü aklıma, Güldeniz isminde biriyle daha tanışmadığım.
193_Pazartesi gününü evde geçirerek başladım bu haftaya.
Her haftaya öyle başlamak geliyor tabii insanın içinden. Öğlene kadar uyu, miskinlik yap, film izle... İzninizle.
192_Çok pahalı zevklerimiz var diyebilir miyiz?
191_Blognotte her ay Mask dergisinde.
190_Bel fıstığı.
189_Chris Martin'in sesinde hüzünlü bir huzur var ya da bana öyle geliyor...
188_Tek sayıları sevmiyorum.
Bir şey yiyorsam çift sayıda olmalı. Grissiniyse iki, bisküviyse iki, cipsse iki vs. Velhasıl kolesterolüm de yüksek çıktı.
187_Günde iki öğün elektrik alıyorum.
186_Minyatürünü bile alamam gibi görünüyor.
185_Bir gün benim olur musun?
184_Home Movie Festival başlattım. Film otoritesinin tavsiyesi ile ilk gösterim
pek keyifli geçti...
Nacizane ben niye düşünemedim dedim izlerken.
183_Yaratıcı düşünce gücünü topladı. (,) Bu virgülü cümlenin münasip gördüğünüz yerine koyun. Cümleyi kendinizce yorumlayın.
182_Çağan Irmak'ın yeni filmi sinemalarda imiş: Issız Adam.
Konusunu bilmiyorum lakin gazetede haberini görünce:
"Issız Adam, Babam ve Oğlum'un izinde", Babam ve Oğlum'da nasıl ağladığım aklıma düştü. Kendimi durduramamıştım, nasıl bir hissiyat içine girmiştiysem...
Garip.
181_Sadet diye yer açacağım.
Gelenler "Sadede gel." diyecek.
180_derece.
179_Unutacak kadar uzun... Unutamayacak kadar da
bir o kadar uzun bir zaman dilimi...
178_10 Kasım saat 9'u 5 geçe kamyonetini durdurup saygı duruşuna geçen şoföre,
sıfat bulamadığım minibüsçünün tepkisi:
"Manyak mısın kardeşim, yürüsene!"
177_Minibüste dili sürçen çocuk:
-Duracak var.
Minibüste öğrenci tarifesi başlamış:
-Bir öğrenci.
Taksicinin telefon melodisi:
Evlerinin önü boyalı direk...
176_Masada duran cep telefonuna mouse muamelesi yapmak...
175_Friendship'imiz battı.
174_Kendime mail atıyorum. Bir süre sonra mailbox'ta yeni mail görünce, "Aa mail gelmiş" diyorum. Aynı şeyi cep telefonunda da yapıyorum. Çaldırıyorum, sonra "Aaa biri aramış" Yaşlılık işte... Romantizmalarım azdı...
173_Michel Gondry kitap çıkarmış ve hatta imza günü yapmış. Robinson'da Michel Gondry imza günleri düzenlensin. Ama giriş ücretli olsun.
172_Beğenimi kazandın.
171_Kandıroid.
170_Mozaik pasta yoksa,
alternatifim ekler.
169_Sevgili okurlarımız,
ben boşa mı yazıyorum?
168_Altı üstü alt üst ilişkisi.
Alt üst edebilir...
167_Talandöken dağları.
166_Ağrısızıağrısızıağrısızı.
165_Dik durmam için,
hoş tutulmam şart.
164_Hayal kusmak.
163_Bu gerçeklerle yaşamayı öğrenmeliyiz.
162_Bugün hakkımda bilmediğim bir gerçeği daha öğrendim. Omurgam yamukmuş. Alfabenin 29 harfi arasından "ı" yahut "l" dururken, "s" şeklini almayı seçmiş. Artık zoraki spora başlıyorum. Sabah akşam yapmam gereken egzersizleri storyboard tadında çizdi sağolsun fizik tedavici ya da ne diyorlar: fizyoterapist? Haftada 3 gün yüzmek pek faydalı imiş bir de. Bir de %17'de görülen bir şeye daha sahipmişim. Nasıl anlatsam ki, tıbbi terimler çabucak siliniyor akıldan. Neyse ne, ne yapalım...
Sağlık olsun...
161_Suni teessüf.
160_Karıştırdın haltları.
159_Unutkanımca.
158_"Benim tabularım yok, birbirimize değebiliriz." dedi dolmuşta yanıma oturan adamın yanındaki kadın, adam kendisini rahatsız ettiğini düşününce. Muazzam cümle kurarım. Sonra tabii adam bu cesaretle girdi muhabbete... Ve konu geldi siyasete. Öndeki genç de katıldı sohbete. Önce bir çatışma çıktı. Sonra milli duygular kabardı. Birlik oldular. İndiler bindikleri gibi.
157_Radyo Eksen'de çalan 5:19 geceye nostaljik bir melodi kattı.
Kaç zaman var ki duymamıştım. Grubun adını dahi hatırlamıyorum. Yine de iyi gitti.
156_Evimi döşemek istiyorum.
155_Konu ciddileşince bir anda adımın telaffuz edilmesine hem gıcık oluyorum, hem de komik buluyorum. İsminiz ya genellikle uzak mesafeden çağrıldığınız zaman yüksek bir sesle telaffuz edilir ya da konu ciddileşince ciddi bir ses tonuyla. Ya da birileri dedikodunuzu yaparken geçer.
154_I feel good.
153_The Big Bang Theory'deki tipler benim karşı komşum olsa keşke. O zaman komşuculuk oynayarak hayat pek eğlenceli olurdu.
152_Kimse demesin "Dış görünüş önemli değildir." diye. İyi bir ambalaj bana neredeyse her şeyi aldırabilir. İyi bir kitap kapağı da keza çok al benili olabilir.
151_Richard Ashcroft'u etkileyici bulmuşumdur. Ses var, görüntü var. The Verve yeni albüm çıkarmış. Eskiler kadar etkilemedi beni.
150_Geçmişle alıp veremediğim yok, yeter ki gelecek bonkör olsun.
149_Dün gece Dexter'ın en sevdiğim bölümlerinden birinin bilmem kaçıncı tekrarı vardı.
Dexter kardeşine katil olduğunu açıklasa ne tepki verebileceğini hayal etti kısa bir an için. Yine güldüm, o gün de güldüğüm gibi...
148_This is no life for him, living in the twilight of half memories.
147_Bugün doğum günüme 1 ay kalmış tam tamına. Tam tam.
146_Garip gurup rüyalar... İlkokul arkadaşım ve annesini görüyorum. İlkokul arkadaşım direksiyona geçiyor ve berbat araba kullanıyor. Ben de tırsak tırsak koltuğa yapışıyorum. Sonra arabayı bir yerde bırakıp karanlık, toprak bir yolda tırmanmaya başlıyoruz. Kocaman, ağzından salyalar akıtan köpeklerin yanından tırsak tırsak geçiyoruz. Karşımızdan düğüne gider gibi giyinmiş bir grup geliyor. O topuklularla nasıl yürüyecekler ki bu yoldan diye düşünüyorum. Sonra uyandım. Daha fazla uyumak istemedim bu rüyanın üstüne. Şimdi düşününce yazdığım senaryoyu görmüşüm neredeyse...
145_Kasım geldi tüm soğukluğuyla.
Aralık peşisıra.
144_Biri buna don vermeli.
143_Beni yalnız anladın. Yanlışlık ömür boyu.
142_Bugün çok türetkenim.
141_Dişlek caddeler.
140_Yediklerine pişmanlar şişmanlar.
139_Çitayı yükselttim.
138_Dert dinlemek istesem psikolog olurdum. Derdine derman olmak istesem psikiyatrist olurdum. Dert istesem psikopat olurdum.
137_Sona sakladığım son m&m bisküviyi son kullanma tarihinin gelmesine 1 gün kala yedim. Her güzel şeyin bir sonu var.
136_Herkesin içinde içince bir şair var.
135_Yalnız ölmek istemiyorsan yalnız olma.
134_-Sen bana sen diyebilirsin.
-Sana ben desem?
133_Yanlış zamanda yanlış yerde olmak bazen doğru olabilir.
132_-Biraz daha alır mısın?
-Kal geldi alamam.
-Biraz daha kalır mısın?
-Al geldi kalamam.
131_Yaklaşık bir düzine sene önce Brüksel'den aldığım Mickey'li bornozumla oturuyorum sabahtan akşama. Çocuk aklımla dünyanın parasını saymıştım bu bornoza. En azından saklamışım bu yaşıma. Yılların hatırına.
130_Bir adım daha atma. Adımı anma. Anımı anma.
129_Yataktan çıktığımda saat
4'tü. Bir sürü şey kaçırmış olabilirim. Rüyalar da hayatın bir parçası değil mi? Ha tv izlemişim ha rüyalarımı izlemişim. Rüyalarımı zaplamak istedim ama mümkün olmadı. Bazen uyanıkken de o anı zaplamak istiyorum. Ama mümkün olmuyor. Geçip gitmesini beklemem gerekiyor. Bazense en heyecanlı yerinde reklam giriyor. Sonra kaldığım yerden devam edemiyorum. Save. Save me.
128_-Polis misin?
-Hayır ama onları faydalı buluyorum.
127_Dolmasa da olur.
126_-Evrende yalnız mıyız?
-Her daim. Hem nasıl. Yüzyıllık yapayalnızlık.
125_Bir şey yazacaktım ki telefon çaldı. Kafam dağıldı. Kelimeler dağıldı.
124_-Kaç hit aldığını hiç merak etmiyor musun?
-Hiç hit almadığımı varsayıyorum.
123_Emeğe kaygım sonsuz.
Emeğe saygım onsuz.
122_U Z A K
121_Hızlı yaşa, geç öl.
120_Bazı şarkı sözleri, beni benden daha iyi anlatıyor.
119_Görünmez olup görüp de görmezden geldiğimiz günler geldiler.
118_Laptop'ımı kucağımda bir bebek gibi bir oraya bir buraya taşıyordum...
117_Gazeteden çarpıcı açıklamalar: "Namusuyla ayakta duran kadınların en büyük rakibi, şıllıklar. Oturduğu koltuğu yatağına borçlu çok kadın var."
116_Nerden buluyor öyle dipsizleri? Dipsiz tipler. Dipi dipler...
115_Dili sürçtü
sürçü lisan ettise
aft ola...
114_Maskeli baloda, kadınların çoğu neden cadı olmayı seçmişti? Zaten gerçekte de öyle değiller mi? Bunu görselleştirmenin alemi ne? Yaratıcılık da bununla mı sınırlı? En yaratıcı kostüm, kendini donla çarmıha germiş adamdı. Yaratıcılık artı cesaret. Gerçi o kostüm müydü yoksa kendini gerçekten İsa mı sanıyordu emin olamadım...
113_Trafikte olmaktan hiç haz etmiyorum. Mümkün olsa her yere yürüyerek gidebilirim.
2 günde bir kaza tehlikesi atlatmak kalp ritmimi bozuyor.
Bir gün köprü girişinde, bir gün köprü çıkışında kıl payı öndeki arabaya vurmaktan kurtulmuş olmak çok can sıkıcı olmakla beraber sevindirici de. Dolmuşlardan, minibüslerden, taksilerden ve otobüslerden, maganda jeep sürücülerinden hiç haz etmiyorum. Sizi trafikten men ediyorum. Man'seniz adam gibi kullanın.
112_İki gündür sınava hazırlanan çocuk sancısı çekiyorum. Çalışmaya çalışma çabaları. Mutfak, oda, salon ve tuvalet arası gidiş gelişler, mekik dokumalar, hop oturup hop kalkmalar.
111_Cadılar Bayramı kutlanıyor her yerde. İlkokul öğretmenim bana cadı derdi, sevgisini öyle belli ederdi. Ben de severdim bana cadı demesini. Annem "Sen ilkokul müsameresinde Kırmızı Başlıklı Kız mı olmuştun?" diye sordu. "Hayır Uyuyan Güzel'deki Kötü Kalpli Cadı'ydım" dedim. Babam güldü.
110_
Doymak kolay, anlatması ne zormuş meğer...
109_Muji İstanbul'da. Muji muji muji diyerek bebek sevelim.
108_"A sense of duty is useful in work, but offensive in personal relations. People wish to be liked, not to be endured with patient resignation." The conquest of happiness_B. Russell, 1930
107_Ne tip bir ayrıcalık?
106_Sözüm meclisten dışarı. "Daha neler gelecek başımıza?"
105_Yarın tatil mi ne? Üstelik, okuldayken olduğu gibi erken uyanıp törene de gitmeyeceğiz. Ama köprü ışıklandırmasını görmek için karşıya geçip dönmek üşenilmemesi gereken bir hareket olabilir.
104_Derdiçoklar.
103_Blognotte'un seveni çokmuş meğer. Ben de seviyorum. Siteyi değiştirme fikrim değişmese de,
elim gitmiyor bir türlü.
102_Saçlarımın karışmasını seviyorum. Sonra onları tarakla açmayı da seviyorum. Islak saçla oturmayı seviyorum. Bir de kulak pamuğuyla kulağımı kaşımayı pek çok seviyorum.
101_Dalmaçyalı.
100_-Nasılsın?
-Nuri Bilge Ceylan filmlerinden birinin karakteri gibiyim.
-Hangisi? Kıllı ve terli adamlardan mı, yoksa kafayı yemiş kadın mı?
99_Nokia'nın yeni reklamını beğendim. Gerçekten de telefonum benimle ilgili her şeyi biliyor.
98_Bugün İstanbul'da Nuri Bilge Ceylan havası var.
97_"I hurt myself today
To see if i still feel
I focus on the pain
The only thing that's real."
96_"Kötümser olmak iyimser olmaktan yeğdi; zira dünya haksızlıklarla dolu bir yerdi."
95_"Derdi neymiş ki?" derdi bir başkası ve gülerlerdi durup dururken parmak uçlarında yürümeyi geliştiren balete. Hayatı basit tutmak varken zorlaştıran herkese güldükleri gibi."
94_"Bu açıdan bakınca, yağmur da hüzün gibi bir şey galiba: İlk başta, aman bana ilişmesin diye didinir sakınırsın, emniyetli ve kuru kalmak için elinden geleni yaparsın, ama baktın ki olmuyor, baktın ki yağıyor üzerine dört bir koldan, gark olursun ta dibine kadar ve bir kez bu kadar battın mı içine, ha bir damla eksik ha bir damla fazla ne fark eder. Yağmur da hüzün gibi bir şey, yakalandın mı bir kez, azı çoğu yok artık. Olsa olsa "kuru kalabilenler" ve "sağanaktan nasibini alanlar" var."
93_Yazacak çok şey var. Susmak en iyisi.
92_Üç Maymun'un sanırım en çok müziğini sevdim. Çünkü film boyunca çalan tek müzik, yerli yersiz zamanlarda çalmaya başlayan telefondaki, duruma bazen uygun bazense uygunsuz Yıldız Tilbe melodisiydi.
91_Kelimeler kinayetsiz kalıyor.
Noksan_"Alışkanlıklar daima korkutur beni."
89_Nothing Compares To You şarkısını küçüklüğümden beri sevmişimdir. Stereophonics yorumu da ayrı bir güzel.
88_Günler bir deja vue gibi geçip gidiyor.
87_Bala inanma, balsız kalma.
86_Saatleri bir saat geri aldık.
Zamanla oyun olmaz. Zamanın şakası olmaz. Akreple yelkovan yan yana çok durmaz.
85_Seviyorum.
84_Yeni bir blog sitesi açmıştım ki blogspot da kapatılmış. Çöplerin peşine düşmüşken, sitenin kendisi bir nev'i çöp oldu resmen.
83_Bazen ne kadar adım atsak da yerimizde sayarız.
82_Üç Maymun bizi maymun ettin. Nuri Bilge Ceylan, içimizi sıkan fotografik filmlerine devam ediyor. Ödül aldığı için kendisini takdir ediyor, iç sıkıntımızı Testere 5'le yok etmeyi planlıyoruz.
81_Tersane, taze beyinlere ihtiyacınız var gerçekten de!
80_Kendin üret, kendin tüket.
79_-Neden online değilsin?
-Of lan.
78_Gitivmeli.
77_Ey "Özgür iradenin peşine düşenler" Düşenin dostu olmaz.
76_Axess, sms gönderemez ol
e mi! Turkcell keza sen de! Avantajlı paketlerinizi ve kampanyalarınızı alın ve telefonun tellerinde kaybolun.
75_Krostrofobik.
74_Ne güldün yerli yersiz!
73_Bombastiko.
72_Blognotte RSS'i olaydı,
bugün bilgisayarınızda sık sık güncellemeler görebilirdiniz. Ama yok.
71_Her gün bu bilgisayarın karşısında oturuyorum. Her gün farklı giysilerle. Bazı günler aynı giysilerle. Bunun adına sanat diyorum. Bir nev-i enstalasyon.
70_Blognotte tarihinde bir ilke imza atıyorum. Blog çenem düştü.
69_Herkeste avatarına lomomsu fotolar yükleme sevdası. Gençlik edası. Soğuttunuz lomodan. Avatar lafına zaten soğuğum.
68_Utancım sanatıma engel oluyor.
67_-Nen var?
-Nem var.
-Doktor nem var?
66_Az önce asansörde kaldık.
Bir anda tüm ışıklar gitti. Sadece zeminin z'si kırmızı kırmızı bize bakıyordu. Bir süre kapıyı yumrukladık. Sonra ben tüm tuşlara vururcasına bastım. 3. kata çıktık neyseki. Sonra 7 kat aşağı yürüyerek indik. Yemeğimizi yedik, zihnimiz açıldı. Ve düşününce asansöre bindiğimizde düğmeye basmadığımız aklımıza geldi. Böyle bir anı işte. İlginizi çekerse.
65_Hızımı alamıyorum.
Kızımı alamıyorum. Hırımı alamıyorum.
64_Merakla beklediğim 2 film vizyona girdi: 3 Maymun, Testere 5. Bir de içinde 4 rakamı geçen bir film olsaymış, güzel bir üçleme olacakmış. Varsın 1 şeyler eksik kalsın.
63_Devrik cümleleri daha bir seviyorum. Fazla düzgün şeyler canımı sıkıyor yer yer.
62_New Order. Yeni müzikleri yeni sipariş ettim.
61_Can ve Cem kardeşlerin sayısı neden bu kadar çoktur? Can'ın ve Cem'in yanına yakışan daha güzel isimler yok mu? Ya da illa yakıştırmak mı gerekiyor?
60_Niyet ettim: Gün içinde siteyi sık sık güncellemek niyetindeyim.
59_Cuma, ben ve herkes. Cuma günleri burası daha bir keyifli oluyor. Beklentilerin heyecanı havaya yayılıyor. Bir yerde Anthony&The Johnsons içli içli bağırsa bile...
58_Dün gece annem ben, ben annemdim sanki. "Akşam biraz geç geleceğim" diye aradığımda, "Biz de ders çalışacağız. Eksik notlarımı tamamlayacağım arkadaşımdan, yarın sınav var." dedi. Gece saat 2'ye gelirken hala eve gelmemişti. "Nerede kaldı bu canım?" diyerek bir hışımla telefona sarıldım. "Birazdan çıkıyorum, bir konu kaldı" dedi. Tam yatmıştım ki telefonum çaldı. "Ben burada kalıyorum, sabah erken kalkıp beraber gideceğiz." dedi. "İyi peki" diyerek bir sinirle yattım. Bir şekilde çocuğun anne, annenin çocuk olduğu tırtoş Amerikan filmleri vardır, bir günlerini öyle geçirip birbirlerini anlarlar. O tatta bir deneyimdi denebilir.
57_"Complaining is silly. Either act or forget." Sagmeister.
56_Like a bird without a song.
55_Sabreden Kemal Derviş Murad'ına ermiş. Sabreden derviş ermiş. Sabreden there wish.
54_Yapılacaklar listesi yapmayı seviyorum. Yapılanları listeden bir bir silmeyi de seviyorum. Ama fark ettim ki, son günlerde yaptığım listelere bakmıyorum.
53_Bugün fazla çöp çıkmamış.
52_Çoktan geçmeli.
51_-Sanki herkes bir şey söylüyor kafamın içinde.
-En çok kimin sesi çıkıyor?
50_Gossip Girl izlemek için fazla yaşlı olabilir miyim?
49_Kendim gülmezken başkalarını güldürebildiğim zamanlarda kendime şaşıyorum.
Kendime kanım kaynıyor.
48_"Bazı sırlar kaderinizi değiştirebilir."
47_-Niye tüm erkekler senin gibi değil?
-Çünkü benim gibi olsalardı insan soyunun devamı gelmezdi.
46_Ne zamandır Penguen yahut Uykusuz okumadığımı fark ettim. Gece gece nereden aklıma geldi ise?
45_Çoktaaan seçmeli.
44_Son bir kaç gündür çöplere farklı bir gözle bakar oldum... Çöp seçer oldum... Algıda seçiciliğimi onlardan yana kullanır oldum. Bir insanın çöplerine bakarak hayatını anlayabilirmişiz. Çöpler üzerinden insanların geçmişlerine ve belki de geleceklerine bakabilirsiniz. Bir şey atılmışsa, ya artık kullanılmaz olduğu içindir ya da yerine yenisi, daha iyisi geldiği içindir. Bir çöp kutusu yanına bırakılmış koca bir koltuk takımı, tek bir pabuç, hatta bir tablo görmek mümkün... Daha neler neler... Ben genelde hiçbir şeyimi atmaya kıyamıyorum. Feng Shui'de şöyle bir kural varmış: Eskilerden kurtul ki yenisi için yer açılsın. Ben kıyamıyorum.
Bundan böyle yeni fotoğraf makinemle çöplere zoom yapıyor olacağım.
43_Takıldım bu şarkıda: Canasta_Shadowcat.
42_Müzik listenizde aylarca durup duran bir şarkıyı gün gelir
yeni bir parça gibi keşfedersiniz.
41_kere Maaşallah.
40_Shadowcat ne güzel bir isim.
Benim adım olabilir mi? Kedileri sevmezken onlar beni sever oldular.
39_Ayak numaram.
38_Bu yazı uygunsuz içerik nedeniyle kaldırılmıştır.
37_Dilsel çağrışımlar...
Yardımsavar.
Dank gelirse atarım.
36_Hiç kimse bir ada gibi yalnız yaşayamaz.
35_Garip tesadüf. Tesatüh. Teessüf.
34_Madrid'teyken orada kalıp Flamenko dansçısı olmayı düşündüm ciddi ciddi. Genelde ciddi ciddi düşünürüm zaten, çatık kaşlarla. Olduğumdan hep daha sinirliymişim gibi görünürüm çoğu zaman. Flamenko da çatık kaşla yapılabilecek en güzel dans. O yüzden de tam bana göre. Sevgi ve nefretin ying yangı.
33_Bugünlerde beni en çok güldüren 2.5 erkek.
32_Duty Free'de alkol seviyesi bir anda yükseliyor. Her içki, şişesi ve fiyatının cazibesi ile daha bir alınası görünüyor. Ama en favori her zaman Baileys. Bir de nanelisi çıkmış. Ama tadı diğerinden farksız. Büyük büyük Efe Yeşil Üzüm Rakısı da 9 avro idi. Çok cazip geldi. Ama rakıyı evde içmek cazip gelmiyor henüz.
Avro demek de çok itici, o yüzden her defasında euro yerine avro demeyi tercih ediyorum!
31_Neden küçükken kapısı açılan arabaları daha çok severdik acaba? Gerçi hala öyle.
Elime aldım mı, kapısı açılıyor mu diye bakıyorum önce.
Sanki açılsa içine girebileceğim de!
30_Filmin en dramatik yerinde geldin. Çok travmatik oldu. Tram at ik. Drama tikim var.
29_Aslında Madrid'te en içimde kalan, ağaçlara tırmanamamak, özümdeki maymun gibi ağaçtan ağaca atlayamamak oldu. Sen bir sürü yol tep, dağlara çık, macera ormanına gel ve ağaçlara tırmanamadan dön. Bu ne hazin bir Pazar! Gerçi yine de keyifliydi. Bir benzeri burada olsa keşke. Hatta onu ben açabilsem keşke.
28_Hiçli dışlı.
27_Günlerimin şarkısı:
Pavarotti_Caruso.
"Ah zamanında Pavarotti konserine gitmek varmış.
Küçüktük bilemedik kıymetini.
Gerçi gelmiş miydi acaba hiç?
Ne diyo acaba şarkıda? Anlamıyorum ama çok içli sanki."
26_Hızlı ve emin adımlarla ilerliyoruz.
25_Dünya haddinden fazla küçük. Aboov.
24_Düşünce gücü.
Düşünce gücüne gidiyor.
Düşünce gücünü topluyor.
23_"Hani bi ayakkabıyı vitrinde görüp de çok beğenmiştin.
Sonra içeri girip denemiştin ama ayağına hiç olmamıştı. Sen yine de çok sevdiğin için almıştın ya.
İşte o da o ayakkabı gibi, çok iyi ama sana göre değil."
22_Günümün şarkısı.
21_Kendimi derste gibi hissedince okul yıllarına gittim.
İlk aklıma gelen din hocasının bana Gülbeniz diye seslenişi oldu. "Gülbeniz, çık dışarı!" O zamanlar bazen sinir olurdum, bazen komik gelirdi. Şimdi düşününce hoşuma bile gitti. Gül beniz. Romanlarda adı geçen romantik bir karakter gibi... Mi ne?
20_Toplantıda kendimi derste gibi hissettim. Sıraya başını koyup uyuduğun derslerden biri gibi...
Hem sıkıcı bi his, hem de güzel.
İkisi bir arada nasıl oluyorsa?
19_Balığın yanında genelde diet cola içeriz. Balıktan sonra, as usually helva yeriz. Helvanın üstüne de cola içeriz. Ağzımız köpürür. O ne güzel bir histir öyle.
18_Deneme de yanılma da yöntemi.
17_M.Ö M.S_Madrid'ten önce Madrid'ten sonra.
16_İnsan bi şeyi merak ederse,
ne yapar yapar öğrenir. Deşer deşer öğrenir ya da bi yerden cevap dank diye karşısına çıkıverir. Tabii cevap her zaman tatmin etmeyebilir. Mutsuz da etmeyebilir. Mutlu da etmeyebilir. O yüzden fazla merak iyi değil derler ya. Yaaa! Ben yazdım. Siz de yazın bi kenara.
15_Şu Duracell ayıları
amma uzun ömürlü çıktı hakkaten. Yıllardır bizimleler.
14_Madrid'ten modern sanata bakış.
13_M anam M bisküvi.
12_"Dinlediğin grupların seni
tanımladığı yaşta değiliz artık"
Vay be! Hangi yaştayız o vakit?
11_Madrid gezisinde içimde kalanlar:
U23D konserini sinemada izleyememek. (Buraya da gelir diye umarak.)
R.E.M Madrid konserini İstanbul konserinden daha ucuz fiyata izleyememek. (Tüm gün dolaşmanın sonucunda yorgun düşmekten mütevellit.)
Barselona'ya geçememek. (Paranın gözü gör olsun.)
10_Bu aralar Pavarotti'ye, 3'lü yahut 4'lü tenörlere daha farklı bir gözle bakıyor, daha farklı bir kulakla dinliyorum.
09_Size bir sır vereyim mi?
Gossip Girl izlemeyi seviyorum. Yeniden lise yıllarına dönmüşüm gibi hissediyorum. Bu aralar zaten genel olarak öyle bir ruh halindeyim. Biraz daha olgun, biraz daha genç! Haha manşetlik açıklamalar.
Penn gelse karşılıklı oturup laflasak, yer yer ona buna, yerli yersiz laf soksak fena olmaz hani.
08_Türkan Şoray aşkın tarifini şöyle yapmış: "Aşk, elma şekeri misali. Elma şekerini yersiniz, önce tatlı gelir, sonra sapı elinizde kalır."
Üzerine pek düşünemedim. Ama tek aklıma gelen şu oldu: Hiç bi elma şekerini sonuna kadar yiyemedim. Bu bir işaret mi Sayın Şoray?
07_121008_Karşısındakini salak yerine koyandır en büyük salak. Yalanın en güzel yanı, dipte çok fazla kalmamasıdır. Sonunda dipte kalanın adıdır yalancı.
06_071008_Uçak bileti alırken
otobüste olduğu gibi
"Bayan yanı mı?" diye sormuyorlar. "Bayan yanı mı?" sorusuna "Bay yanı" diye
cevap veren var mı diye de merak ediyorum. "Bay yanı mı?" diye sorsalar daha bir enteresan olur tabii.
05_071008_Yolculuklarda
ne kadar uykum olursa olsun, hatta uyuyor olsam da gelen yemeği yeme isteğim hiç azalmıyor. Yemeğin ne olduğu da hiç fark etmez. Mesela az önce, tam da uyumak üzereyken, güzel ambalajlı bir sandviç paketi önüme kondu. Az önce uyuklayan ben değilmişim gibi, iki farklı sandviçi portakal suyuyla bir güzel mideye indirdim. Kahve servisinin başlamasını bekliyorum.
04_071008_Madrid'e en son 9 sene önce gitmiştim. Çok bir şey değişmemiş. (Yanımdakilerden biri gazını havaya saldı sanırım.) Madrid mi değişmemiş, ben mi değişmemişim? Değişmeyen tek şey değişimin kendisi midir?
(Pilot konuşuyor da konuşuyor.)
03_071008_Küçükken ani kararlarla İstanbul'a gelirken bulurdum kendimi. Bir gün öyle taksideyken aniden yol değiştirip tren istasyonuna gittik. Ve annemle kendimizi İstanbul'da bulduk. Şimdi de ani bir kararla çıktığım Madrid yolculuğunun sonundayım. Ani kararlar, beklenmedik mutluluklar getirebiliyor.
02_Refik'e hep gitmek istemişimdir. Adından mı, ününden mi, konumundan mı, yoksa yaşlı sahibinin
gazetelerdeki tonton fotoğraflarından ötürü mü bilmem... Dün gece
hiçbir yerde yer yokken Refik'te
yer bulduk. Rakıyı masaya
öylece bırakıverdiler, su getirmeden. Su neden sonra geldi, ama rakı yine servis edilmedi.
3-5 çeşit mezenin olduğu meze tabağı gelince daha da büyük hayal kırıklığı oldu.
Velhasıl masa ve sohbet keyifliydi, mideleri mutlu etmek kolay nasılsa.
01_Madrid'ten yeni dönmüşken ve Barselona'ya geçememenin
burukluğunu yaşarken,
Barcelona'da geçen bir film
izlemek güzel oldu.
Woody Allen, 3'lü ilişkilere ve
Scarlett Johansson'a takmış olsa da film çok güzeldi. Bazen salondakilerle senkronlu, bazen de sessizliği delen gülüşlerimizle
mutlu ayrıldık. Kışın güzel yanlarından biri sinema ve festivaller sanırım.
0_Yeni apartmana taşınana kadar
bekleyemeyeceğimi fark ettim.
Şimdilik 0'dan başlıyorum.
Sonra yeniden başlarız.
Yeni apartmanımı yerde ararken
gökte buldum. Taşınmam biraz
zaman alacak gibi...
Ama belli de olmaz.
Taşınınca kapım herkese açık.
Gerçi bu defa görünürde
bir apartman olmayacak.
Ne olacak?
|